Mustafa Kemal Mah. 2105. Sok. Çankaya/Ankara

Online Oyunların Genç Erkekler Üzerindeki Olumsuz Etkisi ve Çözüm Önerileri

20. y.y.’ın ikinci yarısında teknolojinin gelişmesi ile bilgisayarlar icat edilmiş ve insanlara dijital bir dünya sunulmuştur. Bu dünya, başlangıçta yaygın olmadığı için çok az kişi ile etkileşim kurmuş fakat teknolojinin yaygınlaşması ile neredeyse her evde televizyon, bilgisayar, tablet ve akıllı telefonlar vaktimizi ve aklımızı istila etmiştir. Online oyunlar geliştikçe ekran başında daha az vakit geçirildiği iddia edilmiş fakat yapılan araştırmalar televizyon karşısında her zamanki kadar vakit geçirildiğini göstermiştir. Ayrıca Kaliforniya, Palo Alto’daki Institute fort he Future’ın oyun araştırma ve geliştirme başkanlığının 2011 yılında yaptığı bir araştırmada insanların her hafta 3 milyar saati oyun oynayarak geçirdiğini hesaplamıştır! Yani ortalama bir gencin 21 yaşına kadar 10.000 saat oyun oynayarak geçireceği öngörmüştür.1 Temmuz 2012 tarihinde Tayvan’da internet kafede bir online oyunu oynayan 18 yaşındaki bir gencin uzun süre hareketsiz kaldığı için hayatını kaybetmesiyle bu inanılmaz verilerin dehşeti daha da pekiştirmiştir. Bu kadar tehlikeli sonuçlar doğurmasına rağmen 2012’de Call of Duty: Black Ops 2, ilk 24 saatte 500 milyon dolarlık bir satış yaptı. 2013’de ise Kuzey Amerika’da 8.300’den fazla mağaza, Grand Theft Auto 5’in satışları için gece yarısı kapılarını açtı ve sadece 3 gün içerisinde 1 milyar dolardan fazla hasılat yapmıştır.2 

Online oyun oynayanların tamamı elbette ki erkekler değildir. Fakat yine de genç kadınlar genç erkeklerin oyun oynama sürelerine yetişememektedir. 2004 yılında yapılan bir araştırmada genç kadınlar haftada 5 saat oyun oynarken erkekler 13 saat oyun oynadığı görülmüştür.3 Online oyunların erkekler üzerindeki bu denli etkisini erkek egemen olan dünyada erkeklerin etkinliğinin giderek azalması ile bağdaştırabiliriz. Online oyunların bir ibadet gibi algılanması; belirli saatlerde oyun başında durarak gerçek dünyadan uzaklaştırıp zihnimizi sanal dünyada hapsederek gerçek dünyadan uzaklaşmamıza neden olmaktadır. Aslında erkeklerin başarılı olduğu her alanda kadınların da başarı sağlayabilmesi, erkeklerin zihninde egemenliğinin sona erdiğini düşündürmekte ve farklı alanlarda başarı sağlayarak bu boşluğu doldurmak istemektedir. 1981 yılında online oyun başında saatlerini geçirerek birincilik elde eden 15 yaşındaki Steve Juraszek salon oyunu Defender’da günya rekorunu kırdığında Time dergisinde fotoğrafı yayınlanarak meşhur olmuştur.4 Burada da görüldüğü gibi oyunda başarılı olmanın yanında saatlerini oyunlara harcamak gerekmektedir.

Philip ZIMBARDO VE Nikita D. COULOMBE’nin online oyunların erkekler üzerindeki olumsuz etkileri üzerine yaptığı bir çalışmada 10 yıllık bir oyuncunun, “Sanal dünyanın sunduğu öngörülebilirlik ve kontrolü ne kadar vurgulasam azdır. Daha da karmaşıklaşan bir dünyada, sanal hayatın basitliğinde kafa dağıtabilmek çok iyi.” şeklindeki ifadesi başlangıçta oyunculara ilham ve daha iyi bir gerçeklik sunmak için tasarlanan oyunların aslında gerçekliğin yerine geçtiğinin ve birçok genç erkeğin gitgide daha karmaşık ve büyüleyici olan sanal dünyada kaybolduğunun bir göstergesidir.5

Giderek daha fazla yıkıma ve boş vermişliğe, genç erkeklerin başarısızlığına ve iletişim eksikliğine, hayatının her alanında olumsuz sonuçlara neden olan bu durumun çözümünü elbette tek bir çözümleyiciye yüklemek haksızlık olacaktır. Burada hayatımızda belirli rollere sahip olan alanlara ayrı ayrı değinmekte fayda vardır.

İlk olarak çözüm gücüne sahip olan devlet yönetimlerine değinmemiz faydalı olacaktır. Dünya genelinde insanlar devlet yönetimlerinden ziyade sosyal medyaya daha fazla güveniyorlar. İnsanlar gitgide hükümetlerin yetersiz ve isteksiz olduğunu düşünmekte. Bunu son beş yılda yaşanan olaylarla tasdiklemek çok da zor olmamalı. Hükümetlerin bu durumu tersine çevirerek güven ortamını arttırma yolunda adımlar atmasının gerekliliği aşikâr. Ayrıca genç erkekleri, gerçek hayatlarından koparan ve oyun kurucuların yarattığı dünyada kendilerine bir baş rol çizerek iletişimlerini ve zihinlerini insanların yarattığı o kısıtlı dünyada hapsederek kendi yıkımına yol açan online oyunlar ve sosyal medya üzerine insanların bilinçlendirilmesi üzerine ciddi eğitimler verilmesi gerekmektedir. Babanın rolünün desteklenmesi ile genç erkeklerin daha başarılı ve sorumluluk sahibi babaları idol alarak iletişime açık hale getirmeli. İlkokuldaki öğretmenlik pozisyonlarına daha fazla erkek öğretmen alınarak, eğitimin temelini oluştururken erkek öğrencilerin de bilim, teknoloji ve yönetim kadrolarında kariyer planlaması yapmasını sağlayabilmek önemlidir. Okullarda öğrencileri hayata hazırlama yöntemlerinin geliştirilmesi ile kız ve erkek öğrencileri arasındaki başarı uçurumunu azaltmak mümkündür. Bu sadece ülke içerisinde ki başarı oranını arttırmak ile değil aynı zamanda dış ülkeler ile olan başarı uçurumunu da azaltacaktır. 

Çözümün temelinde eğitim olduğuna göre burada okullara ve ebeveynlere düşen bazı görevler vardır. Mevcut eğitim sisteminin bozuk olduğu su götürmez bir gerçektir. Özellikle düşük gelir grubuna dahil olan gençlerin iş bulma ve iş tecrübesi kazanma olasılığı geçmiş yıllara nazaran giderek azalmaktadır. Eğer günümüz gençleri gelecek sorunları önleyebilmek için hazırlık içerisinde olmazsa sınırlı fırsatları yüzünden duydukları nefret giderek artacak, sosyal konumları ve hayat standartları düşecek ve bunun aksine topluma yükledikleri giderler artacaktır. Bu durumu aşabilmek ve gençlerin okul hayatı sonrasında ve hatta basit hayatta kullanabilecekleri becerileri geliştirmek adına yaşam becerilerini geliştirici derslerle, öğrencileri gerçek hayattaki işyeri koşullarını ve sorunlarını tecrübe edebilecekleri staj ortamları yaratmak faydalı olacaktır. Sınıf ortamında daha interaktif öğrenim için teknolojik aletlerin daha fazla kullanılması ile dijital neslin dikkatini çekerek eğitiminde daha başarılı olmasını sağlayabilir. Böylece gerçek hayat üzerinde deneyim ve başarı sağlayabilecek ve bu şekilde oyun kurucuların yarattığı sanal dünyada başarı aramayacak ve bu dünyada kaybolmayacaktır. Ebeveynlere daha büyük bir görev düşüyor: kendi öz çocuklarını eğitmek. Daha iyi bir eğitimi başka kim verebilir? Gözlerimizi dünyaya ilk açışımızda onları görürüz, ilk adımımızı atıp yürümeye başladığımızda onların eli bize destek olur. Hayatımızda bu kadar çok öneme sahip olan annelerimize ve babalarımıza ciddi görevler düşmektedir. Aileler kronik dijital uyarıcıları bir kenara bırakıp çocuklarının hayal gücünü geliştirici aktiviteler yapması önerilmektedir. Uzmanlar oğlunuza ADHD veya benzeri bir tanı konulmuşsa, öncelikle ilaç tedavisi dışındaki alternatiflere bakılmasını ve oğlunuz için oluşturulan programa oğlunuzu uydurmayı değil, programı oğlunuza uydurmanızın daha iyi sonuç doğuracağını ifade etmektedir. Çocuğunuzun gerçekten ilgi duyduğu konularda kitap okumasına ve ilgi duyduğu alanlarda kendini geliştirmesine, yetişkin gözetiminin asgari seviyede tutulması ile çocuklarınıza hislerini tecrübe etmesine ve keşfetmesine imkan vermek faydalı olacaktır. Adil olmak önemlidir ancak oğlunuzu yalnızca erkek olduğu için cezalandırmayın. George Vaillant Harvard’daki parlak erkek öğrenciler üzerinde yaptığı çalışmanın ardından şu sonuca ulaşmıştır: ”Tam üzüntü, kızgınlık ve sevinci anlamaya başladığınızda duygularınıza hatalı davranış muamelesi yapan değil, onları hoş görüp kucaklayabilen ebeveynlere sahip olmak büyük bir fark yaratır.”6

  1. McGonigal, J. (2011), Reality Is Brok en: Why Games Mak e Us Better and How They Can Change The World, New York: Penguin Press.
  2. http://ww.forbes.com/sites/erikkain/2013/09/20/grand-theft-auto-v-crosses-1b-in-sales-biggest-entertaintment-launch-in-history 
  3. Gentile, D.A. (2004), “The Effects of Violent Video Game Habits on Adolescent Hostility, Aggressive Behaviours, and School Performance”, Journal of Adolescence, 27, 6.
  4. Zimbardo P. & Coulombe N. D. Bitik Erkekler, Temmuz 2017
  5. Zimbardo P. & Coulombe N. D. Bitik Erkekler, Temmuz 2017
  6. Vailant, G.E. (2012), Triumphs of Experience: The Men of the Harvard Grant Study, Cambridge, s. 126

Ö. Buğra SÜDÜPAK

bir yorum bırakın